Salomon Smolianoff
Mart 1899 yılında Rusya’nın Kremenchug adlı şehrinde doğan Salomon Smolianoff, Rusya’da resim eğitimi gördü. 1922 yılında ailesinin Rus Devrimi’nde yanlış tarafta olmasından dolayı Avrupa’ya göç etmek zorunda kaldı. İlk olarak İtalya’ya gitmiş olsa da, kısa bir sonra Almanya’ya geçerek burada resim eğitiminin de getirmiş olduğu yetenek ile para kopyalama yani kalpazanlık olayına başladı.İlerleyen yıllarda, başlarda bir polis ama ardından bir SS subayı olan Bernhard Krüger tarafından yakalandı ve toplama kampına yollandı.Toplama kampında, resim geçmişini kullanarak esirler arasında sivrildi ve daha az kötü muameleye maaruz kalacağı Nazi propaganda resimleri çizmeye başladı. Böylece, en azından nedensiz yere öldürülme riskini bir kademe azaltmış oluyordu fakat sivrilmesiyle birlikte geçmişi de yavaş yavaş su üstüne çıkmaya başladı.O yıllarda Alman ilerlemesi durmuş, hatta her iki cephede de yenilgiler başlamıştı ve Almanya’nın rezervleri hızla tükeniyordu. Bunu engellemek ve Müttefik ekonomilerini baltalamak amacıyla Nazi hükümeti Bernhard adlı operasyonu başlattı ve bu operasyonun başında da Salomonu yakalayan Bernhard Krüger bulunuyordu. Operasyonun temelinde Sterlin ve Dolar kopyalanarak İngiliz ve Amerikan piyasalarına sahte para pompalanacak ve böylece Müttefik ekonomisi büyük darbe alacaktı. Bernhard Krüger, bu görev için toplama kampında olan Salomon’un getirilmesini istedi ve onu toplama kampından çıkartarak daha konforlu (en azından yatılacak bir yatak ve düzenli yemek) bir bölüme aldı. Burada, onunla birlikte operasyonda görev alacak bir grupla işe başladı.Bunu başarmaları gerekiyordu çünkü bir yerde hayatları tamamen buna bağlıydı. Uzun uğraşlar sonucunda Sterlin’i kopyalamayı başardılar ve bu sahte paralar, British Bank tarafından orjinal damgası yemiştir.Savaş bitimine kadar yaklaşık olarak 134 milyon Sterlin miktarında sahte paranın dünya da dolaştığı söyleniyor.Savaşın bitmesi ile Salamon kaçak olarak Uruguay’a gider fakat tüm dünyada kalpazanlık suçundan aranmaktadır. Dolaysıyla Uruguay’ın ardından ilk olarak Brezilya’ya, oradan da Arjantin’e geçer ve 60’lı yıllarda Arjantin de yaşamını kaybeder.Salomon Smolianoff’un hayatı, 2007 Avusturya yapımı, yönetmenliğini Stefan Ruzowitzky’in üstlendiği ve Salamon karakterini Karl Markovics’in oynadığı, 2007 yılında yabancı dilde en iyi film olarak Oscar kazanmış Die Falscher (The Counterfeiters ) adlı film ile beyaz perdeye taşınmıştır.
Filmi izleyen biri olarak, Nazi tarihi ile ilgilenen kişilere tavsiye ederim.Gerçek hayatta yaşanmış bir olayı beyaz perdeye çok güzel yansıtmış Stefan abimiz.

Salomon Smolianoff

Mart 1899 yılında Rusya’nın Kremenchug adlı şehrinde doğan Salomon Smolianoff, Rusya’da resim eğitimi gördü. 1922 yılında ailesinin Rus Devrimi’nde yanlış tarafta olmasından dolayı Avrupa’ya göç etmek zorunda kaldı. İlk olarak İtalya’ya gitmiş olsa da, kısa bir sonra Almanya’ya geçerek burada resim eğitiminin de getirmiş olduğu yetenek ile para kopyalama yani kalpazanlık olayına başladı.İlerleyen yıllarda, başlarda bir polis ama ardından bir SS subayı olan Bernhard Krüger tarafından yakalandı ve toplama kampına yollandı.Toplama kampında, resim geçmişini kullanarak esirler arasında sivrildi ve daha az kötü muameleye maaruz kalacağı Nazi propaganda resimleri çizmeye başladı. Böylece, en azından nedensiz yere öldürülme riskini bir kademe azaltmış oluyordu fakat sivrilmesiyle birlikte geçmişi de yavaş yavaş su üstüne çıkmaya başladı.O yıllarda Alman ilerlemesi durmuş, hatta her iki cephede de yenilgiler başlamıştı ve Almanya’nın rezervleri hızla tükeniyordu. Bunu engellemek ve Müttefik ekonomilerini baltalamak amacıyla Nazi hükümeti Bernhard adlı operasyonu başlattı ve bu operasyonun başında da Salomonu yakalayan Bernhard Krüger bulunuyordu. Operasyonun temelinde Sterlin ve Dolar kopyalanarak İngiliz ve Amerikan piyasalarına sahte para pompalanacak ve böylece Müttefik ekonomisi büyük darbe alacaktı. Bernhard Krüger, bu görev için toplama kampında olan Salomon’un getirilmesini istedi ve onu toplama kampından çıkartarak daha konforlu (en azından yatılacak bir yatak ve düzenli yemek) bir bölüme aldı. Burada, onunla birlikte operasyonda görev alacak bir grupla işe başladı.Bunu başarmaları gerekiyordu çünkü bir yerde hayatları tamamen buna bağlıydı. Uzun uğraşlar sonucunda Sterlin’i kopyalamayı başardılar ve bu sahte paralar, British Bank tarafından orjinal damgası yemiştir.Savaş bitimine kadar yaklaşık olarak 134 milyon Sterlin miktarında sahte paranın dünya da dolaştığı söyleniyor.Savaşın bitmesi ile Salamon kaçak olarak Uruguay’a gider fakat tüm dünyada kalpazanlık suçundan aranmaktadır. Dolaysıyla Uruguay’ın ardından ilk olarak Brezilya’ya, oradan da Arjantin’e geçer ve 60’lı yıllarda Arjantin de yaşamını kaybeder.Salomon Smolianoff’un hayatı, 2007 Avusturya yapımı, yönetmenliğini Stefan Ruzowitzky’in üstlendiği ve Salamon karakterini Karl Markovics’in oynadığı, 2007 yılında yabancı dilde en iyi film olarak Oscar kazanmış Die Falscher (The Counterfeiters ) adlı film ile beyaz perdeye taşınmıştır.

Filmi izleyen biri olarak, Nazi tarihi ile ilgilenen kişilere tavsiye ederim.Gerçek hayatta yaşanmış bir olayı beyaz perdeye çok güzel yansıtmış Stefan abimiz.

Poşetyaka

Dudakların, susuzluğumu giderdiğim bir bez.
pür-i pak çocukların, 
bir o kadar da asfalt dökülmüş bozuk yolların,
güneş sayıyor, yer ya da yüzüm
mandallarla tutturduğumuz,
hayat ipinin tartamadığı yalın kızlığın.

                                                                      19 Temmuz 2014
                                                                       -asosyalseyyah-


Elimi yıldız sayar , aynada saçımı tarar , bi’ cigara yakıp ateşi göğsüne basar
,  
Kanı kalem sayar , kalemi kan sayar ,  
Soyunup gecenin karşısına geçip içini çeker , sokaktan bakışsız geçer,  
Evine bir ölüyü almış , sevdikçe sever. 
Aaa unutmadan , 
Hırpalanmıştır gömleği ve onuru. Zaten kimden kaçsa orası devlettedir. 
" Anlat. " dedim , " Kime gücendin? " 
" Bu çetrefili sen mi seçtin? " 
Bi’ kadının adını aradı. Temmuzdan güneş uyandırmadan geçti bi’ bilse.  
Kadının kahkahasında taflan oturur , kalmamış yanaklarında kimse. 
Sabahına çıkılamaz balkonlarda bir ince çocuk dünyayı arşınlamıştır. 
Gırtlağını zorlayan tomurcuk bir sürgün treninde bulunmuş , 
O zamanlar hiç durmaz , pırıltılı yıldızlar sayar ellerinize.  
Oysa benim bildiğim bütün yağmurlar sır tutmasını bildiler. 
Oysa benim bildiğim bütün yağmurlar sır tutmasını bildiler. 
" Oysa.." dedi " Benim bildiğim bütün yağmurlar sır tutmasını bildiler.. " 
Yağarsa kalbi öne doğru gülümsüyor , bir arkaya iftirâ gibi. 
Elime yıldız sayar , aynada saçımı tarar , gözleri ateşte durur ve uyurken ismi 
yoktur.  
Soyunup gecenin karşısına geçip içini çeker , sokaktan bakışsız geçer , 
Evine bir ölüyü almış , sevdikçe sever. 
Aaa unutmadan , 
Hırpalanmıştır gömleği ve onuru. Zaten kimden kaçsa orası devlettedir. 
" Anlat. " dedim , " Kimse gücendin? " 
" Bu çetrefili sen mi seçtin? " 
Bi’ kadının adını aradı…

Hisseden Kıssalar Vol. 17 (Yerli Yerinde)

Zamanın değişmez ilerleyişinde, yerimde sayıyorum her zaman ki gibi. Hayattan elini eteğini çekip tasavvufa yönelen adamlardan ziyade ben karanlığa yöneliyorum her geçen gün, uzun süredir yazmıyordum.
Yazmak istemiyordu içim..

Şimdi ise yalnızlığımın dezavantajını ekarte etmeye karar verdim. Yine bu değişmez ilerleyişte dolup taşan beynimi boşaltmam lazım. Yerin dibine girercesine yerinde sayıyor, her şey.

Babası ona iphone almalıymış, henüz ilkokul 3 e gidiyor çocuk. Sevdiği whatsapp’tan gülücük atmadı diye saatlerce üzülüyor aşık. Para kaybettiği için 5. evini alamıyor çok, üzülüyor holding sahibi. Otobüste klima yok diye, şoföre dert yanıyor makyajlı kadın. Kardeşi en sevdiği çikolatayı yedi diye nefret ediyor ablası. Twitter’da durum paylaşırken tırnağı kırıldı diye ağlıyor kız. bla bla 



Hassiktirin be oradan !
Bazen keşke canımı sıkabilecek şeyler bu kadar basit olsaydı diyorum. Parmaklarımdan sigara düşmezken, kalbimden doğan ölü kız çocuklarını kaç kez gömdüm. Gırtlağımı zorlayan tüm sözcükleri kaç kez dışa savurdum. Ben ki bu değişmez ilerleyişte kaç ölü kadını evime aldım.. Gözlerim bu karanlıkta dururken.. şimdi ben, neyse..

Zaman yine değişmez ilerleyişine devam ediyor ve her şey.. her şey yerli yerinde.

Patlayacak derecede doldum, kusmak istiyorum şu sol göğsümde çırpınan her duyguyu. En çokta kin kusmayı, kalp kırmayı, sivri bir şekilde bütün sözcükleri yeni dövülmüş bir kılıcın keskinliği kadar savurmayı ve kesmeyi. Bağırarak büyümek istiyorum. Aynı zamanda söndürmek.
Kötü insan yapın beni, lütfen. Yapın ki hepinizi sikeyim. Zaten karamsardım birde böyle fesat nefret dolu bir adam yapın.

Önceki sayfaSonraki sayfa
Back to top