Matmazel.

Asıl mesele ne biliyor musun matmazel.. Senin pembe gözlüklerinin ardından baktığın ve bir pamuk şeker yiyormuş edası ile yaşadığını sandığını hayatı yaşamıyor olmam. Zira seni hikaye kitaplarında ki karakterler gibi kim hapsettiyse şimdiden söylüyorum; Hiç öyle yaşadığın gibi değil, bir gün yarı kırık kaldırımda ayağın takılırda düşersen hemen tepende ki iş hanından damlayan suyu yağmur sanma, klimanın suyudur o. Bir harikalar diyarıymış gibi dolaştığın şehir, pisliğin ve gerçekliğin ta kendisindir, otobüste yada yolda tacizleri bir bir kulağına doğru fasolu bir şekilde yollayan, cehalet çemberinin en afilli amcalarına, far görmüş tavşan gibi bakmayasın. Keza ben erkeğim ama o çembere hiç girmedim, bu da çemberin olmadığı anlamına gelmez.

Sigaranı yakan erkeklerin %75 inin centilmenlikten değil de seni tavlamak için olaya dahil olduğunu, sana yer, yol, yemek veren %75 kısmını da dahil edeyim üzülerek. Çünkü kadın olmak zor, lakin kadın olduğunun bilincinde olamamak daha zor. En zoruda hem bilincin de olmayıp hemde tatliş tatliş yaşadığını sananlarda. Türkiye de doğmuş bir kadınsın, unutma.Sen ki ayaklarının üzerinde bir antilop yavrusu gibi minik minik sağlamlar atmaya çalışırken, aslanların nasılda seni izleyeceğini ve yiyebileceğini bilmelisin. Anneciğinin yaşanmışlık dolu poposuna yapış demiyorum, aslan gibi yürüyen antiloplardan o.

Lakin günümüz dünyasında yok edilen her alanda senin nefes alışın ne derece değerli olur bilmiyorum. Olduğun gibi ol, başkalarının olmak istediği gibi değil veyahutta başkaları nasıl olursam beni beğenir kafasında değil.

Şayet bir gün göz göze gelirsek, bana cam gibi parlayan gözlerini kırmamam için, başını ey. Ey ki kalbini bile kırmaya kıyamamışken, yerle bir etmeyeyin bütün uzuvlarını. Şiddet değil ! Duygusal dövüş benimkisi.


                                                                                                     -asosyalseyyah-
                                                                                                               yayavuz k.

Hisseden Kıssalar Vol. 20 ( İş 2 )

"Bahçemizin halinden baharımı kıyasla" demiş Hayyam.. ne güzel demiş.

Pazartesi sabahlarının nalet ettirecesi iş monotonluğunda sürünüyorum. 1. ayı devireceğim yakında, yaşıtlarım ve çevrem eğleniyor, vakit öldürüyor belki de para kazanıyor bilemem. 

Fark ettim ki; Bu hayatta bana göre değil, kararım kesinlikle vakti gelince bırakmak.

Neyse özlediğim insanlar oluyor bazen, bazen ise keşke özlemeseydim dediğim, bu da yaşamın -karşıkonulamaz- gerçeği. Bak, yazıyorum formülü;

Bir insan hayatına girer, mutlu eder, sever, yaşar, yaşatır, ağlatır, yıkar ve hiç bir şey olmayacakmış gibi çıkar.

Bu insan sevgili de olur, anne de. Değer biçtiğin her insan olur azizim.


S.kerim savaş, otobüs bile trip atıyor. Ben ise ağzı kokan insanların arasında, balık istifi gibi dizilip, kutuya konulmuş adetler dolusu insanların arasında “ne yapıyorum ? nasıl geçiyor ? neden böyle ? “diyerek nefes almaya çalışıyorum. Filozof kesilmeyeceğim kimsenin başına içiniz rahat olsun.

Bahçemin halinde olmayacak hiç bir zaman ahali.
Nefes almaya çalıştıkça arşınlayacağım bâb-ı aliyi,
                   
                                                                              -asosyalseyyah-

Sonra ben senin arşınladığın yolları bir kağıt para edası ile sol cebime sıkıştırmıştım. Ceplerimi doldurabildiğim kadar sana yakın(d)ım. Çünkü zamanın süregelen ne kadar inkar edilse de değişmeyecek kuralı; paran kadar yakınsın. Paran kadar hayattasın.

                                                                              26/08/14 - 23:28
                                                                                                 y.k.

Hisseden Kıssalar Vol. 19 ( İş )

Her şeyi kendimden itebilecek bir gücüm olsaydı. Kendimi bile iterdim kendimden.


İş hayatına atıldığım dan beri sanal alemin çok fosforlu sahnelerinden çekileli 10 gün oluyor. Kaybettiğim hiç bir şey yokmuş meğer. Sadece daha çok yoruluyorum. Birde fiziksel olarak.. en güzeli insanları tanımak, yüzlerine bakınca neler olacağını tahmin etmek vs. vs. 
Bir gün A4 - A3 ler ile uğraşıyorum, diğer gün tasarım yapıyorum. Bir gün 3 katta sıçarken yorgunluğun verdiği gaz ile sigara içiyorum püfür püfür küçücük tuvalette..

Sabahın 6 sında kalkıp gecenin 10 unda eve dönmek bu olsa gerek, bırak vakit geçirmeyi, kendime ayıracak vaktim kalmıyor azizim.

image


Geçen gün depoya inerken bu tarihi eseri keşfettim. Paramızdan sıfırları atalı çok oldu ama bu cidden sanatsal çalışmanın zaman ile aşımından oluşan tarihi eser. Selobant ile verilmiş özel efektler bir yapıştırıcıdan çok sanatsal bir çizgi, 40 - 45 yaşlarında ki bir amcamızın iş kokulu ellerinden çıkmış olsa gerek. Kırmızı marker kalem çizimleri ise tam bir kontrast tufanı.. Bir para nasıl bu kadar sanatsal çalışmaya dönebilir diye sordum kendime.. Yılların eskitmesi ise ayrı bir olay. 
Şöyle bir 5 dakika bakıp düşündüm. Neler gördü bu para kim bilir.. Biz ise daha neler göreceğiz. Kalbimizi kaç kere selobant ile tutturacağız * ? Acılarımıza ne kadar kırmızı boyaları süreceğiz ?

Neyse çoktan geç kaldım, malum yarın iş başı.. Ayriyeten Pazartesi’lerinde amınıbiskrem diyorum.

                                                                           -asosyalseyyah-

Serinin ilk üçlemesi, eski olmasına rağmen daha samimi gelmişti bana. Maskeler, makyajlar her ne kadar günümüzde komik dursa da 70 ve 80 lerden gelen bu seriyi 2014 gözüyle değerlendirmek yanlış olurdu. İlk seri çok ilgi gördüğünden 1,2,3 diyerek 1199-2000 lı yıllarda ikinci bir üçleme olmuş.İkinci üçleme de ise ilk üçlemenin geçmişine dönüyorlar. Yani film çıkış tarihleri olarak izleyecekseniz 4,5,6,1,2,3 yok ben hikaye ve olay örgüsüne göre ilerlemek istiyorum diyorsanız 1,2,3,4,5,6 şeklinde izlemelisiniz. Yalnız tarihe göre olan kısmını öneriyorum diğer türlü görüntü kalitesi sizi tatmin etmemeye başlayacak ve sıkacaktır.Genel olarak klon savaşları klon savaşları deyip dururlardı en nihayetinde bende izlemiş bulundum, geç oldu farkındayım.. Darth Vader tartışmasız en baba karakterdir benim gözümde, zaten Anakin Skywalker ve çevresi olarak dönüyor bütün film. Babadan oğla misali. Güç denen bir olguya denge getirebilecek bir aile ve bu ailenin tarafları, hocaları, çevresi vs vs. Floresan temalı bir seri. Açıkçası 1,2,3 serisi daha çok hoşuma gitti.4,5,6 malum günümüz izleyicilerine göre baya bir yavan kalıyor, gerek teknoloji gerek kurgu olarak. Hiç gözü olmayanların, izlemeyi düşünmeyenlerin bile, sadece kült olduğu ve bir kültürü olduğu için izlemenizi tavsiye ederim. 
Uzun uzadıya yazmaya gerek yok bir ton yorum yapan ve eleştiren var zaten.

Serinin ilk üçlemesi, eski olmasına rağmen daha samimi gelmişti bana. Maskeler, makyajlar her ne kadar günümüzde komik dursa da 70 ve 80 lerden gelen bu seriyi 2014 gözüyle değerlendirmek yanlış olurdu. İlk seri çok ilgi gördüğünden 1,2,3 diyerek 1199-2000 lı yıllarda ikinci bir üçleme olmuş.İkinci üçleme de ise ilk üçlemenin geçmişine dönüyorlar. Yani film çıkış tarihleri olarak izleyecekseniz 4,5,6,1,2,3 yok ben hikaye ve olay örgüsüne göre ilerlemek istiyorum diyorsanız 1,2,3,4,5,6 şeklinde izlemelisiniz. Yalnız tarihe göre olan kısmını öneriyorum diğer türlü görüntü kalitesi sizi tatmin etmemeye başlayacak ve sıkacaktır.

Genel olarak klon savaşları klon savaşları deyip dururlardı en nihayetinde bende izlemiş bulundum, geç oldu farkındayım.. Darth Vader tartışmasız en baba karakterdir benim gözümde, zaten Anakin Skywalker ve çevresi olarak dönüyor bütün film. Babadan oğla misali. Güç denen bir olguya denge getirebilecek bir aile ve bu ailenin tarafları, hocaları, çevresi vs vs. Floresan temalı bir seri. Açıkçası 1,2,3 serisi daha çok hoşuma gitti.4,5,6 malum günümüz izleyicilerine göre baya bir yavan kalıyor, gerek teknoloji gerek kurgu olarak. Hiç gözü olmayanların, izlemeyi düşünmeyenlerin bile, sadece kült olduğu ve bir kültürü olduğu için izlemenizi tavsiye ederim. 

Uzun uzadıya yazmaya gerek yok bir ton yorum yapan ve eleştiren var zaten.

Önceki sayfaSonraki sayfa
Back to top